İnsanları tanımıyorsun Hikmet oğlum
Yazarken yazdığını olan bir yazar, giderken yolunu olan bir yolcuya benzer Ali. Bakma öyle. Bir karar vermen gerekir senin de bazen. Neyi yazdığını iyi bilmen, nereye gittiğini görmen gerekir. Çünkü Ali, insan bir şey olmaya karar verdiğinde ya yazar ya bir yere gider. Bahçelerin ne kadar güzel olduğundan, şu akarsudaki suyun ne kadar hızlı aktığından, çiçeklerin kırmızılarından ve sarılarından bir yere kadar konuşur insan. Nokta, eninde sonunda senin için konur. Yerleştiğin bu koltukta, senden önce kurulmuş bütün cümleleri bir el hareketiyle bitirebilirsin Ali. Gülme öyle. Sen gitmeye başlayınca, merak etme, dünya da bu yüzden sana doğru gelir. Sen yazmaya başlayınca, bir yerlerde bir insan, çok sevdiği bir kitabı bu yüzden anlar. Sen tutup âşık olmaya karar verdiysen, o zaman bizim de anladığımız şey doğrudur. Hem yazıp hem gitmek, seni kalın bir kütük olmaktan bilmeyiz kaç gün daha korur Ali. Kaldır o elini kalemden biraz, bak karşındaki insanlara, bak seni bekliyorlar sesinden duymaya. İnsan, kendini sakladığında kalın bir kütük olur. Aman Ali. Yaşamdan soyutlanır, suratsızlaşır, tatsızlaşır; insandan çok süngere benzer, istemese bile her şeyi emer. Söylenmeyecek şeylerin o adam için bir değeri yok, bu yüzden biraz da birbirinize benziyorsunuz. Sen mesela, varmayacaksan bir yere gitmezsin Ali.