Jun
01
2010

İstanbul’un ardından

En iyi takım

  • McLaren – Red Bull’a yetişmeyi başardıkları ve takım içi dengeleri yerli yerinde kurarak, olmaları gereken yerde olmaları gerektiği gibi oldukları için

En kötü takım

  • Ferrari – sezon başında rekabetçi olan araçlarını geliştirmeyi başaramadıkları ve sessiz sedasız bir yarış geçirdikleri için

En iyi sürücü(ler)

  • Webber – yarışın başından 40. turuna kadar liderliği bırakmadığı ve peşinden gelen baskıcı gruba karşın tek bir hata bile yapmadığı için
  • Hamilton – önündeki rakibini sürekli olarak sıkıştırıp geçiş denemelerini ardı arkasına denediği, pit-stoplarda yer kaybettiğinde moralini bozmadan savaşmaya devam ettiği ve yarışın sonunda takım arkadaşıyla girdiği mücadelede olabildiğince haklı olduğu için
  • Button – öndeki gruptan asla kopmadığı, çok istikrarlı turlar attığı ve Hamilton’a karşı son turlarda yaptığı atakla onun kadar hızlı olabileceğini gösterdiği ve Hamilton’la aralarındaki mücadelede büyük bir olgunlukla davrandığı için
  • Kobayashi – deneyimli takım arkadaşını geçip Sauber’e ilk puanlarını getirdiği ve Sutil ile yarışabilecek kadar hızlı olduğu için

En kötü sürücü

  • Vettel – neredeyse hatasız yarışını, 40. turdaki aşırı hırslı ve saygısız davranışıyla berbat ettiği için

En ilginç an(lar)

  • McLaren ve Red Bull’un, yarışta yakıt tasarrufu yapmak zorunda kalmaları
  • İlk dört sürücünün birbirlerine bu kadar yakın olmaları

En iyi geçiş

  • Button’ın Hamilton’ı, Hamilton’ın da Button’ı geçişi

En büyük sürpriz(ler)

  • Vettel’in, Webber ile yaptığı kaza
  • Ferrari’nin, öndeki gruptan ~1s geriye düşmüş olması

SAYILARLA GP

  • Red Bull, bu yarıştaki pole pozisyonuyla sezonun 7. yarışındaki 7. pole’ünü almış oldu. Böylece Webber, Vettel’e karşı sıralama turlarında 4-3 öne geçti.
  • Lewis Hamilton, bu sezon yarış kazanan 5. farklı isim oldu. Böylelikle, sürücüler dünya şampiyonasının ilk beş sırasındaki pilotlar, yarış kazanan pilotlardan oluştu. Bu da, yeni puanlama sisteminin getirdiği yararlardan biri olarak görülebilir.
  • Lewis Hamilton, bu sezon ilk kez bir yarışı (18 tur) lider götürdü. Genel sıralamada Mark Webber 185 turla ilk sırada. İspanya GP’sinden Türkiye GP’sinin 15. turuna kadar olan toplam 159 turu art arda lider götüren Webber, lider götürdüğü turların %98′ini son üç yarışta elde etti. Bir yarışı lider götürdüğü halde yarış kazanamayan tek pilot ise Nico Rosberg (16 tur).
  • Lewis Hamilton, Türkiye GP’sini ilk kez kazandı ve bu pistte yarış kazanan 4. farklı pilot oldu. Raikkonen, Button ve Hamilton, bu pistte yarış kazanıp aynı zamanda dünya şampiyonluğu unvanına sahip pilotlar. Bu pisti üç kez kazanan Massa ise, bu unvana sahip değil.
  • Türkiye GP’si, bu sezon koşulan hem en hızlı hem de en çabuk sona eren yarış oldu. Takımların, yarış içinde takıt tasarrufu yapmak zorunda kalmalarının nedenlerinden biri de bu. 1 saat 28 dakika 47 saniye süren yarışın ortalama hızı 209,066km/s oldu. Bu sezon en erken biten diğer yarış 1 saat 33 dakika 36 saniye ile Avustralya GP olurken, diğer en hızlı yarıştaki ortalama sürat de 198,540km/s ile Malezya GP’sinde kaydedilmişti.
  • Vitaly Petrov, bu yarışta kariyerinin ilk F1 hızlı turunu kaydetti. Bu derece, ikinci pit-stopunu yaptıktan sonra yeni lastiklerle attığı turlarda geldiği için aslında çok büyük bir anlam ifade etmiyor. Tıpkı, yarışın sonlarında pite girip yeni lastik alan Buemi, Alguersuari’nin dereceleri gibi. Şöyle ki: Yarışın en hızlı ilk 10 tur zamanı listesinde Buemi ve Petrov’un 2′şer, Alguersuari’nin de 3 derecesi var.
  • Tüm yarış turlarını atan pilot sayısı hâlâ üç: Webber, Massa ve Kubica (421). Sauber, ilk kez iki sürücüyle birlikte yarış bitirerek önemli bir adım attı ancak takım olarak toplam 358 turla hâlâ listenin en son sırasındalar. 10 sürücü, Sauber’in takım olarak attığı turdan daha fazla tur atmış durumda. En dayanıklı takım ise, 842 turun 840′ını atan Ferrari. Her yarıştan puan alan takım sayısı hâlâ dört: Red Bull, Ferrari, McLaren, Mercedes; sürücü sayısı ise hâlâ iki: Mark Webber ve Felipe Massa.
  • Mark Webber, bir yarış boyunca 12.’likten daha aşağı bir konuma düşmezken, Fernando Alonso, 24.’lük hariç her pozisyonda en az 1 tur atmış oldu. Monaco GP’sine son sırada başladığını düşünürsek, bir yarışta her pozisyonda olduğunu söyleyebiliriz. En çok tur attığı pozisyon 4.’lük oldu (98 tur).

İLGİNÇ KARE

Red Bull'un 6 katmanlı yeni difüzörü

_______________________________

Konuyla İlgili Olabilecek Yazılar

6 Responses to “İstanbul’un ardından”

  1. Saygısız Vettel… :)

    Katılmıyorum doğrusu.. Formula 1 pilotları oldukça farklı kişilik özelliklerine sahip bireyler, ki Ayrton Senna bu konuda bence mihenk taşıdır, dolayısıyla yapılan bu hata Formula 1′in tamamen doğasında yer alan bir şey: Bir çita ceylanı avladığında ne kadar saygısızca davranıyorsa, Vettel de bence o kadar saygısızca davranmıştır..

    Muhtemelen Webber birkaç tur içinde “tasarruflu mod”dan çıkacaktı, Hamilton da arkadan yaldır yaldır geliyor.. Pistin de geçişe en uygun noktası.. Vettel bence yapılması gerekeni yaptı; fakat tecrübesizliğin de katkısıyla pilotaj hatası sonucu kazaya yol açtı..

    Bu arada, yazıda tek bir “Schumacher” ibaresi yok.. Yazıyı ben de yazsaydım ismini geçirme gereği duymazdım herhalde.. Ümitle kendisini bulmasını bekliyoruz, ki son birkaç yarıştır da bunun işaretlerini almaya başladık..

    [Reply]

    Ali Reply:

    :) Saygısız derken, araçtan indikten sonra yaptığı hareketi kastetmiştim.

    Schumacher, artık yavaş yavaş kendine gelmeye başladı ki bunu da takım arkadaşını üç yarıştır geçmesinden anlıyoruz. Ama zaten bu, Schumacher’den beklenilen bir şey. Daha da fazlasını görmek istediğim(iz) için, bu bana normal geliyor. Sessiz sedasız bir yarış geçirdi.

    [Reply]

  2. Elinize sağlık Ali bey, değerlendirmelerinize katılmamak mümkün değil. Türkiye GP sine damga vuran olay Red Bull’ların kazası oldu şüphesiz. Ama bu olay McLaren’in müthiş gelişmesini oldukça gölgeledi gibi. İstanbul’da RedBull’lar geçmiş yarışlarda olduğu gibi ‘alır başını gider’ diyen arkadaşlar fena yanıldılar :) Sizden ricam McLaren içinde bi parantez açmanız. McLaren deyincede akla gelen ilk isim tabii ki de Lewis Hamilton. Kimilerince acımasızca eleştirilsede şu ana kadar koşulan yarışlara müthiş bir değer ve adrenalin kattığı bilinen bir gerçek. Bu seneki yarışların izlenebilir olmasının sebeplerinden bir taneside bu adam desem çok mu ileri gitmiş olurum bilemiyorum doğrusu ;) Yorumlarınız için şimdiden teşekkür eder, iyi günler dilerim. Saygılar!

    [Reply]

    Ali Reply:

    Sağ olun. Ferrari, McLaren ve Red Bull ile ilgili bir şeyler karalamayı planlıyorum.

    McLaren’in bu kadar gelişmiş görünmesinin bir nedeni de, onların, Renault gibi daha agresif bir strateji izlemeleri. Yani, her yarışa görece önemli bir geliştirmeyle geliyorlar. Mercedes ve Ferrari ise, birkaç yarışta bir büyük bir geliştirme paketiyle ilerliyor. Ayrıca, araçların göreceli durumları pistlere göre farklılık gösterebiliyor.

    Hamilton’dan ben hiç hoşlanmıyorum, ama yarışçı olarak çok büyük saygı duyuyorum. İzlenilirlik konusunda haklısınız. Hamilton’ın her yarışta olmasını isterim, ama hiçbir yarışı da kazansın istemem :)

    [Reply]

    Taşkın Reply:

    Aynı duygulardayım nedense Hamilton’a ısınamıyorum. Alonso’ya ancak Ferrari’ye geçtikten sonra sevebildim. Hamilton’u Mercedes transfer ederse geçk karşılaştırma yapabiliriz Schumi ile. Artık takım kararları da yok.

    [Reply]

  3. [...] http://www.ali-unal.net/f1/2010/06/01/istanbul-gp-kramer-kramere-karsi/ http://www.ali-unal.net/f1/2010/06/01/istanbulun-ardindan/ [...]

Leave a Reply