tumblr analytics

Adsız sansız bir 2010

Adını çok sevdiğim, ama henüz okumadığım bir kitaptan esinlendim bu başlığı atarken. Aslında kitabın adının İngilizcesi, bu yazıya neden böyle başlamak istediğimi çok daha iyi anlatabilir: Jude the Obscure. Obscure, İngilizcede, anlaşılması güç, belirsiz anlamlarına gelir. Ve belki bu açıklama da, bu yazıya neden böyle başlık attığımın yanıtını artık vermiş olur.

Uzun zamandır takip eden varsa, bu blogda, her yerde rastlayabileceğiniz bilgileri vermek istemediğimi bilirsiniz. Zaten bu bilgilerin kallavisini, Autosport çevirileri yapan sitelerden rahatlıkla bulabilirsiniz. Benim amacım, biraz daha sahne arkasını anlatabilmek. İstanbul’un bir semtinden, trilyonluk takımların endam ettiği bir sirkin arka planını ne kadar görebileceksem, o kadar. Bu paragrafı da niye yazdım bilmiyorum.

Cuma günü yapılacak ilk antrenman turlarıyla 2010 sezonu başlamış oluyor. İki serbest antrenman seansı, bundan önceki sezonlara göre biraz daha hareketli geçebilir zira yeni kurallara göre, takımlara bu antrenman seansında, o hafta sonu için ayrılan 11 çift lastik yerine, ekstra 3 çift lastik verilecek. Dolayısıyla burada harcayakları lastikler, cumartesi ve pazar günü harcayacakları o 11 çifte dahil olmayacak. Bu da, takımların piste daha çok çıkmalarına neden olabilir (Bu lastiklerin, kullanılsa da kullanılmasa da cuma günü akşam en geç saat 17.00′ye müdüriyete teslim edilmeleri gerektiğini belirteyim).

Bu sene antrenman turları, tıpkı geçen sene gibi, o yarışa ait ayarların ve lastik değerlendirmelerinin yapılacağı seanslar olacak. Kendinden çok emin olan takımlar, sonraki yarışlar için hazırlanmakta olan parçaları da deneyebilir elbette. Yarış içinde yakıt ikmali olmamasından mütevellit araçların daha ağır yakıt yükleriyle daha uzun stintler atabilecek olmaları, cuma günkü antrenman seanslarında, pistte daha çok aracı daha uzun süre görmemizi sağlayabilir. Elbette bu antrenman seanslarını Türk televizyonlarından izleyemiyorsunuz. Formula1.com’un oldukça tatmin edici LiveTiming canlı tur ekranı, size yeterince bilgi verecektir. Eğer siteyi takip ederseniz ve ben de yeterince şanslıysam ve o anda yayınevinde milyarlarca işim yoksa, ben de size buradan, antrenmanları izleyebileceğiniz linkleri verebilirim.

Şu anda takımların ne durumda olduğunu bilmiyoruz. Ferrari, McLaren, Red Bull ve Mercedes’in, mahşerin dört atlısı kontenjanını doldurduklarını; Force India ile Sauber’in, yedek Dartanyanlar olarak sırada beklediklerini; Renault’nun, henüz elini göstermediğini ve Williams’ın da, bu takımları zorlayabileceğini biliyoruz. Bunun dışında, bu takımlardan sadece Mercedes’in ve Renault’nun, Bahreyn’e oldukça kapsamlı bir aero paket getireceğini de biliyoruz. Diğer takımlar, Barcelona teslerinde hangi aracı kullanmışlarsa, hemen hemen o araçla gelecekler Bahreyn’in tozlu pistine.

Bugün McLaren’in idari işler müdürü (unvanı böyle Türkçe söyleyince, sanki mali müşavirlik bürosunun müdüründen bahsediyormuşum gibi oldu – Managing Director) Jonathan Neale’in “kıskanılacak” sözcüğüyle ifade ettiği gibi, Ferrari’nin oldukça istikrarlı bir araca sahip olduğunu biliyoruz. Ancak testlerde dikkatimizi çeken bir şey daha var. Ferrari, +45 tur süren stintlerinde, baştan sona hep aynı dereceyle tur atıyordu. Tamam, bu iyi bir istikrar ama aynı zamanda kötü bir duruma işaret eden monoton bir durum da olabilir zira yakıt azaldıkça, tur derecelerinin, tıpkı diğer takımlarda olduğu gibi düşmesi gerekir. Düşmüyorsa, bu demektir ki, lastiğin erimesi, yakıtın azalmasından doğan etkiyi bastırıyor. Ezcümle Ferrari, lastiklerini fazlaca yiyor. Tabii Ferrari, pistte bambaşka bir şey de deniyor olabilir, bunu bilemeyiz. Ferrari kampından gelen yüreklendirici sözler, bu ikinci ihtimali düşünmemiz gerektiğini söylüyor.

McLaren cephesinde işler oldukça temiz. Barcelona’nun ilk iki gününde epey yavaş olan takım, son iki güne getirdiği yeni güncellemelerle müthiş bir adım atmıştı. Bu güncelleme paketinde önemli rol oynayan bir gelişme de, McLaren’in yeni icadı arka kanat. Önden gelen hava akımını boğan bu arka kanat, drag’i (yani havanın direncini) azaltarak McLaren’in, düzlüklerde çok daha hızlı gitmesini sağlıyor. Ancak bu hava boğma sistemi, normalde prensip olarak kurallarda yasaklanmış bir sistem. McLaren ise bunu, “akıllı” bir tasarımla çözmüş görünüyor. Red Bull ve Ferrari’nin, cuma günü bu sebeple McLaren’i protesto edebileceğini söyleyebiliriz. Red Bull’un bu hafta başında basına yansıyan şikâyetlerinin ardından McLaren, Charlie Whiting’i fabrikaya davet edip kanadı incelemesini istedi. Whiting de gidecekti, ama uçak problemleri olunca bu kontrol yarış hafta sonuna kaldı. Geçen sene olduğu gibi, bu sene de yeni sezona, bir protesto silsilesiyle başlayabiliriz.

Mercedes’ten, yaklaşık 1 aydır, her ağızdan (bazen aynı ağızlardan) farklı sesler çıkararak 1) aracın gerçek hızını kamufle mi etmeye çalışıyorlar, yoksa 2) aracın yavaşlığı karşısında dumura mı uğradılar bilemiyorum, ama birbirini tutmayan açıklamalar geliyor. Shucmacher, bir gün, sezon başlangıcında yarış kazanamayız derken, bir hafta sonra durumun aslında iyi olduğunu söylüyor; Rosberg, aracı överken, Haug çıkıp Bahreyn’de podyum şansımız yok, diyor. Bahreyn’e gelecek aero paketin, nasıl bir gelişme göstereceğini bilmedikleri için böyle daldan dala geçtiklerini düşünüyorum. Schumacher’i, rekabetçi olmayan bir araçta görmek istemem açıkçası.

Red Bull, ilginç bir şekilde çok fazla yarış simülasyonu yapmadan başlayacak sezona. Aracın gerçek durumunun ne olduğu konusunda net bir bilgi yok. Tek tur performansının oldukça iyi olduğunu tahmin ediyoruz. Autosport’un forumunda bir tane kullanıcı, Maranello’daki sözde kaynağından aldığı bilgiyi foruma yazmış ve Red Bull’un, diğer takımlardan 0,2s daha hızlı olduğunu belirtmişti. Bunun ne kadar doğru olduğunu net olarak kimse bilmiyor. Avusturya enerji içeceği cephesinde şu anda bu konuda bir sessizlik var. Red Bull’un, sezona fırtına gibi girme ihtimalini asla yabana atmayın.

Bugün Bridgestone ilginç bir açıklama yaparak, başa güreşen dört takımın lastik yeme oranlarının birbirine çok yakın olduğunu ancak bir takımın, lastik yeme oranında, bu dört takıma göre çok çok daha iyi olduğunu söyledi. Hangi takım mı? Tıpkı Honda gibi, yoğun kaynak aktarımı yaptığı aracını bağımsız bir takıma devreden BMW, yani Sauber ya da akıl almaz komikliğiyle tam adını vermek gerekirse: BMW Sauber Ferrari (Yani üç tane spor araba üreticisi tek bir çatı altında yan yana, yana yana). Bu özellik, Sauber için çok önemli zira yarışa başlayacakları lastik, sıralama turlarında kullandıkları lastik olacağı için, Sauber’in bu konuda stratejik açıdan elini çok güçlendiriyor. Çok iyi bir sıralama lastiği olan yumuşak (option) lastikleri kullanıp diğerlerine göre sıralamada çok daha üst sıralara gelebilir ve yarış boyunca da, lastiklerine iyi baktığı için, yumuşak lastikleri istikrarlı turlar atabilirler. Sezon başlamadan önce takımlara sorsalardı, 1) düzlük hızı mı istersiniz yoksa 2) lastiğinizi daha az mı yemek, hepsinin bu ikinci seçeneğe atlayacağından emin olabilirsiniz. O yüzden Sauber’in avantajı büyük, ama bu avantajından faydalanacak kadar hızlı mı bilmiyoruz.

Çok özür dilerim, diğer takımlar hakkında hiç konuşmak istemiyorum.

Yazar hakkında
1981 Ankara doğumlu. Çevirmen.
Yorum gir

Lütfen adınızı girin

Gerekli

Kullandığınız bir e-posta adresi girin

Gerekli

Lütfen iletinizi yazın

efBir © 2012 Hiçbir hakkı saklı değildir

Designed by WPSHOWER

Powered by WordPress