Yüz olabilirken bir oluyorum, sürümden kazanıyorum

Ana haber bülteninden önce sarhoş olan insanları sevmezdi annem. Anneannem de akşam ezanından sonra dışarıda top oynayan çocuklara hoş gözle bakmazdı. Bir erkek futbol maçına sarhoş olarak çıkamazdı bizim ailede. Annemin kızlık soyadının altıncı harfini öğrenmeye hevesli bir banka memuru, bu konuda ne düşünebilirdi acaba. İçki şişede durduğu gibi dursa da zaman benim ailemde durduğu gibi durmuyordu. Ezandan önce atılan her golü kâr haneme yazıyorum, babacağım. Takım kaptanı kadar sorumluluk duyuyorum. Senden önce başladım öğleden sonraları sarhoş olmaya. Bana karışan kimse yok. İstediğim saatte gol olabiliyorum, bankacı kızlara yalan söylüyorum. Baba, annem seninle sevişmeden önce dört harfli bir soyadına sahipmiş.

Gel baba seninle baş başa verelim ve bu ailenin erkekleri olarak, nasıl bir hayat sürdüğümüze bakalım. Saatlerimizi ayarlayalım, eve dönüş yolunda sana sorun çıksın istemem. Yatsı namazından önce o kapıyı çalmalısın baba, biliyorsun 4-4-2 epey zaman alıyor hem mahalle maçlarında hem de huzurlu çatının altında. Senden uzun zaman önce, bana bir mektup yazmanı istemiştim. Nevişahsınamünhasır el yazınla bana başarılarından bahsetmiştin. Biri bendim, diğeri de askerliğin. Anneme defalarca kaçtığın için sürekli ceza alarak bitirmeyi başardığın askerliğinin yanında, ben de senin bir başarın olarak yer almıştım. Hadi içkilerimizi ve gollerimizi kaldıralım, evimizin direği. Bende neyi başardığını sormadım, sormayacağım. Belli ki Ali diye inandığın bir şey vardı, Ali diye inanacağın bir şeye dönüştü, istediğin bir Ali oldu. Sevgiler babacığım, seni olduğum soyadımla selamlıyorum. Adım biraz küçük kalmış olabilir, tarihe yazılmasa da senin aklında dursun.

Baba, bir erkek hayatı boyunca tedirgindir bana göre. Sen bilmezsin, mahalle arkadaşlarımdan Ömer, üst katta oturan Cenk’i çağırmak için bizim apartmanın önüne gelirdi. Biz de onların altında otururduk. “Ceeenk!” diye bağırırdı Ömer aşağı sokaktan, Cenk de pencereye çıkardı. İkisi konuşurlardı, oradan buradan. Ben pencerenin yanına gidip duvara yaslanıp beklerdim, bakalım Ömer beni de çağıracak mı diye. Bence annemle sevişmeseydiniz de ben bir şekilde olacaktım, baba. Tedirginlik endişesinden, durup dururken salonun sehpasında da vücut bulabilirdim. Bende başardığın şeylerden biri bu olur muydu o zaman, bilemiyorum. Var olmak için bir baba ya da bir anneden çok, tedirginliğe ihtiyacım varmış benim. Durduğu yerde insan kaçar mı bir yere? Sana kaldırıyorum kadehimi ve kale direğimi, baba. Beni gören hayvanların avlamayacağı bir çalıya dönüşme işinde ehil olmaya ahdediyorum, sen yine de kendini başarılı say ama.

İçkiyi zevk almak için değil de sarhoş olmak için içtiğini biliyorum baba. Sana biraz uzak görünse de, bana bıraktığın bu hayatın en büyük sorunu bu olabilir. Bence sen, içtiğin içkilerden değil, içemediğin içkilerden sorumlu tutulmalısın. İnsanı verdiği kararlar değil, vermediği kararlar asıyor bence baba. Biliyorum, sızlanmanın bir anlamı yok, sapandan çıktı taş artık. Yine de havada uçuşurken, neye benzediğimizi bilmeni isterim. Uzaydan bakılınca ikimiz de aynı noktaya benziyoruz aslında. Birlikte yıldızlara baktığımızda da her şey sana aydınlık geliyor. Oysa baba, baktığın hiçbir şeyin gerçeğini göremiyorsun. İstesen de olmuyor. Şu anda başka bir galaksideki bir baba-oğul bize baksa, seni-beni değil, ilk çağları görecek. O çağlardaki baba-oğulların tarihi hâlâ uzayda geziniyor, biliyor muydun baba? Sonsuz boşlukta kademe kademe yaşayan insanlar var hâlâ. Biz de başladık uzayda gezinmeye, kim bilir bizi kim ne zaman görecek, gördüğünde biz nasıl olacağız. Bunlar böyle. Sonra sen tutuyorsun, başarı diyorsun. Ya beni anlamıyorsun, ya bu dünyayı baba.

Sözlerime birazdan son vereceğim, başım dönmeye başladı. Ana haber bülteni başlamak üzere, anneme karşı isyanımın izlerini gördüğüne seviniyorum. Baba üzülme, ben sana da isyan ediyorum. Yine üzülme, ben hareket eden her şeye isyan ediyorum. Tüm dünya benim tedirginliğimin bir parçası, baba. Teorilerim var, zaman ve uzay üzerine. Olaylar, babalar ve anneler üzerine. Sen belki ciddiye almazsın ama, çocuklar mahalle maçlarını babaları izler diye oynuyorlar bir ara. Sonra zaman geçiyor, kimse izlemesin diye maç bile oynamıyor. Ne demek istediğimi anlamadın, biliyorum, ama lütfen golleri gol, içkileri içki olarak görme, olur mu? Sana oğlun olarak yapacağım tek yardım bu olurdu. “Kelimeler, albayım, bazı anlamlara gelmiyor.” Sen de bazen tutup, anlamı kelimeye yaklaştırıyorsun. Baba sonra bunlar birikip bir şey ediyor. Benim başarım da bu oluyor, sayılırsa eğer. İki kere iki, gol ediyor yani. Senin anlayacağın.