Sen bizi evde bekliyorsun diye, işimizde gevşeklik gösteririz

Atının terkisinde bir gündüz düşünün ardından bulutlara doğru çıktı Fikri, aşağı bakınca insanları pamuk pamuk gördü. Yabancı bir yalnız gibisin, dedi dünya ona. Sesin nereden geldiğini bilemeden Fikri, dünyadan attılar onu gece kararlarıyla. Kötü kötü uyanıyorken, gitti başka bir gezegende kendine yer yaptı Fikri, orada hayatı yeniden buldu. Ayakta kaldığı süreyi saymadılar, Fikri’nin bunca yaşını küçük bir çocuğa eşlediler. Sen daha büyümemişsin, sen daha olmamışsın, insanları sevmek senin işin değil, dediler ve Fikri’yi düşmanların arasına yerleştirdiler. Fikri orada başka bir hayat daha buldu, öldüğünde ölüm olmadı bu. Sevişmek gibi bir şey oldu ama kimse sevişmedi.

Bakınız benim adım Fikri, hiçburenk bir Fikri görmemişsinizdir eminim, merhaba benim dünyam çok sıkıcı n’olur şikâyet etmeyin, durdurduğunuz yerde beni bulabilir, istediğiniz rüyada beni acayipbirşekilde görebilirsiniz. Merhaba benim adım Fikri, işim gücüm sizi sevmek, yaradılışımdan kaynaklanan sorunlarım için üreticime başvurabilir, garanti sürem dahilinde beni bir başka Fikri’yle değiştirebilirsiniz. Ben buna üzülebilirim, ama dert ettiğiniz şeye bakın, üzülmeyin birdünyainsanolarak hepimiz Fikri’yiz. Bizarız. Merhaba bana Fikri diyorlar, siz ne demek isterdiniz diye size sorsam, bulduğunuz ilk isim olabileceğimi söylemek isterim. İnsan doğduğu günü hatırlamaz, ama ona öleceği gün büyük bir suskunlukla hatırlatılır. İnsan gürültüde uyuyunca, onu sessizlik uyandırır.

Günaydın benim uykum Fikri, yanağınız omzunuza düşmüş kötü bir rüya olmuş kâbuslarda balinalar konuşmuş, günaydın sizi kurtarmaya ben geldim Fikri, işinize yaramazsam uyanınız. Beni kovmuşlardı ama geri geldim, geri geldim bir görev gibi düştüm, sizi bulduğum sessizlikte bir şeyler söylüyordunuz, n’olur bir de yazılı olarak veriniz. İyi günlerde ben geldim Fikri, aklım azalıyor bu sabah beş oluyor, saat değil bildiğiniz sonlu bir öykünün içinde, nasıl desek, biz insanlar melekleri anlamıyor. Özür diliyorsam bildiğimden değil, bilmediğim şeylerde ustalık göstereyim diye bana bu ismi vermişler, Fikri demişler, oğlum Fikri akma sağa sola, oğlum Fikri yatma sağda solda, insan ol birkaç dakika. Afiyet olsun ben geldim Fikri, programım bitince tuşuma basıp kapatın beni, insanlığım bitince doğru dürüst sarma bile saramam ben.

Gece ayaz çıktığında bir otobüs durağında bulundu bizim Fikri, hiç tanımadığı bir insana bir hikâye yazdı. Evvel zaman içinde buluyorlardı birbirlerini, kalburüstü bir semtinde bir dünyanın, ülkenin tüm ileri gelenleri geri gidiyordu, yaramaz çocukları usluluk yapıyordu ve tüm matematiklerin sonunda Fikri hayat bilgisinden kalıyordu. Bir masanın etrafına toplanan peygamberler, bu son el vallaşimdiyatıyorum, diyordu annelerine. Tarihin temeline kocaman bir çiçek buketi koyup Fikri, bunun nedense iyi bir fikir olmadığını anlamıyordu. Tanımadığı insan, elini kaldırıyor, sağ yanağını yastığın ucuna koyup dünyanın köşesinden bir fikre düşüyordu. Uyandırıp sordular sonu nasıl bitiyor bu hikâyenin, ölmek gibi bir şey oluyordu, kimse ölmüyordu.