Onlar seninle alay mı ediyor, sen de kendinle alay ediyor…muş gibi yaparsın

…bir aşk hikâyesi anlatacağım. Başımdan geçti, sizin başınızdan da geçsin, akarsu olun, duman olun. Benim adım taksici, boş zamanlarımda Burhan’lık yapıyorum. Evimde beni bekleyen bir karım, iki de çocuğum var; hepsini kendime yakın hissediyorum Allah sizi inandırsın. Karımın adı yok, kendisi evin içinde hareket eden bir yumak gibi. Bazen korkuyorum geceleri uyanınca, nefes alıp veren bir dağ sanki. Öksürdüğüm zaman hemen pijamasını ve donunu indirir, ben de sikerim onu. Karımla hiç sevişmedik. Sabahları hep aynı saatte kalkar, hiçbir şey söylemeden aynı şeyleri yapar, hiçbir şey yapmadan aynı şeyleri söyler. Onu sevmiyorum, onu tamamlıyorum. Bu benim görevim. Benim karım eksik, bunu adının olmamasına bağlıyorum. Çocuklarımı ondan yapmadım, hepsinin var olmalarının zamanı gelmişti, bir cumartesi güneşi sırasında çekirdek kabuklarından oldular. Biri 6, diğeri 3 yaşında; isimlerini inanın hatırlamıyorum. Çocukluk yapıyorlar, oradan biliyorum. Benim böyle bir hayatım varken, tuttum olmadık bir kadına âşık oldum. Kadın olsaydı, belki de âşık olmazdım. Anlatayım.

Bu kadının uzun gibi saçları var, tam uzun değil, kısa derseniz sizinle kavga ederdim, değil çünkü, uzun da değil, bu konuda da terslik yapabilirdim. Onun sahip olduğu saçlar gibi, başka kimsede olmayabilir. Yere doğru yalvarır gibi bakıyor her bir teli, yalvarıyorlar çekin bizi. Ben daha çok seviyorum hepsini, tek tek telini sevmek bir insanın saçını bana kalırsa normal bir hareket değil. Ben de normal bir Burhan değilim, taksicilik yapıp tehlikeli insanlar tanıyorum. Bu kadının gözleri var, herkestekiler gibi, ama değil, iyi gördüğü belli, gördüğü için her yere bakıyor, baktığı yerlere ben yerleşmeye çalışıyorum. Bence bir şeyler biliyor, baktığında yarım bir yanıta bakar gibi oluyor insan, sanki ben ona bir soru sormuşum da, o da anladığı bütün o şeylerle birlikte, ayıp olmasın diye bunu da anlamış ve eksik yani. O öyle baktıkça ben karımı düşünüyorum, onun eksikliği aklıma geliyor, olmadık kadına bir kez daha âşık oluyorum. Bana âşık olursan düşersin, diyor arada bir, İngilizcede de böyle bir şey denirmiş sanırım, kendisinin derinliği beni insanlığımdan çıkarıyor. Bir insana, sırf var diye âşık olmak çok garip. Ben taksici olduğum için az bilirim, ama beyler ve hanımlar sizin bir diyeceğiniz olmalı. Bence insanlara, bir şeyler yapıyor diye âşık olmak gerekir. İyi süpürüyor, iyi konuşuyor, iyi sürüyor diye. İyi bakıyor diye âşık olmak çok zavallıca ve ben kocaman bir zavallıyım.

Size adını söylemek isterdim, ama yere düşürmenizden korkuyorum. Ben hep en yüksekte tutuyorum, bazen ben bile göremiyorum. Göremediğim için adını unutuyorum, seni seviyorum, diyorum. Unuttuğum her şeye böyle demeye başlıyorum, sonra para üstleri birikiyor, müşterilerden şikâyetler alıyorum, karşının insanlarıyla papaz oluyorum. Durduğum yerden baktığımda baktığım yerin durduğunu görüyorum. O kadını her yerde görüyorum. Adını söylemeyeceğim, şoförler odası bulsun. Özür dilerim, ben şaka yapamam. Âşık olunca insan zevksizleşiyor, sıkıcı oluyor, bet bir açılış konuşmasına benziyor. Bacakları da güzel, değerli bir şey taşıdığını bilen iki önemli payanda gibi. Düşüşlerini görmüyorum hiç, dik bir hayat yaşadığı belli. Bozuk para kullanmıyor, her şeyi tüm ve tam. Keşke size adını söyleyebilseydim, göl olurduk damlaya damlaya. Siz beni bilirdiniz, ben sizi bilirdim, birbirimizi bilince aşka katlanmak kolay olurdu. Aslında her şeyin kolay olmasını istediğim falan yok, yalnız bu fiziksel acı, biraz haksızlık gibi geliyor. Benim de yarınım olabilirdi bugün.

Ben onun için önemli biri değilim. Yani ben olmadan da var olmaya devam edebilir. Aslında bu çok üzücü bir şey değil, sonuçta ben de ağam şahım biri değilim. İki çocuğu olan basit bir insanım, kimsenin bensiz yapamıyor olduğunu bilseydim zaten şaşırırdım. Onu bulur, bir yerlere kaçırırdım. O kadın da öyle. Ne olduğum ya da ne yaptığımı hiç önemsemez. Bana hiçbir şey sormaz, sorduklarıma yarım yanıtlar verir. Yarısı da, demiştim, bana bakarken gelir. Benim için yorulmuyor yani anlayacağınız, zamanı varsa ben de bir yere sığışıyorum. Seviyorum, diyorum, bana memleketlerden bahsediyor gitmediği. Gitmek istiyorum durduğu yerden. Nereye, diyor, sesli mi söyledim diyorum. Gülüyoruz sonra benim şapşal oluşumu. Benim âşık oluşuma bir şey yapmıyoruz, bu sanırım ağır geliyor. Kimse kaldırmasın zaten, benim kendi yüküm diyorum. Sağdan gidebilirsek, diyor. Olur, diyorum, sol yanıma arabesk sancılar bırakıyorum. Sen aslında çok komiksin, diyor, ben aslında bildiğin bir komediyim diyorum. İki perde oynuyordum, sen araya denk geldin, şimdi biraz yorgunum, hadi izleyenlerin arasına katıl, birazdan başlayacağım. Neye, diyor şaşkın şaşkın. Bu kadınların bildikleri sorulara yanıt beklemelerini çok seviyorum. Neye olacak, diyorum, anlatmaya.

Şimdi size…