Emekli Albay

Rolümüzü samimiyetle oynuyoruz, rolümüze bütün kalbimizle bağlıyız

Gözümle görsem inanmazdım gözümle görüyordum.

Güzel bir bahar sabahında, uzak bir sokağın kaldırımından kim bilir hangi sarıdan güç alarak, belki benim bile görmediklerim, gökte mavi yerde toprak gibi bir farklılık, bir yaz merakı, bir güneş özlemi, gerçekten de uyanmışsın ve birçok şeyi çok özlemişsin, ne bileyim, iyi bir sevilmeyi ya da kırmızı bir çayı, girmediğin günahlardan pişmanlıklar, almadığın heveslerden tahvilli bir gelecek, kimi olsan olmadıklarına hayransın, beni görmediğin uzak bir yoldan geliyorsun, bu sabah her şey ayrı bir turuncu. Yüzüne vuran insan yüzleri, sesinle hemhâl olmaya çalışan bir vapur görevlisi, kim sana yalan söylüyorsa ben kapı ağzında sana gerçek bir hayalle, ne bileyim, hiç görmemiş olabileceğin türde bir yaşam uğraşıyla bekliyorum. Devamı »

Yüz olabilirken bir oluyorum, sürümden kazanıyorum

Ana haber bülteninden önce sarhoş olan insanları sevmezdi annem. Anneannem de akşam ezanından sonra dışarıda top oynayan çocuklara hoş gözle bakmazdı. Bir erkek futbol maçına sarhoş olarak çıkamazdı bizim ailede. Annemin kızlık soyadının altıncı harfini öğrenmeye hevesli bir banka memuru, bu konuda ne düşünebilirdi acaba. İçki şişede durduğu gibi dursa da zaman benim ailemde durduğu gibi durmuyordu. Ezandan önce atılan her golü kâr haneme yazıyorum, babacağım. Takım kaptanı kadar sorumluluk duyuyorum. Senden önce başladım öğleden sonraları sarhoş olmaya. Bana karışan kimse yok. İstediğim saatte gol olabiliyorum, bankacı kızlara yalan söylüyorum. Baba, annem seninle sevişmeden önce dört harfli bir soyadına sahipmiş.

Devamı »

Sen bizi evde bekliyorsun diye, işimizde gevşeklik gösteririz

Atının terkisinde bir gündüz düşünün ardından bulutlara doğru çıktı Fikri, aşağı bakınca insanları pamuk pamuk gördü. Yabancı bir yalnız gibisin, dedi dünya ona. Sesin nereden geldiğini bilemeden Fikri, dünyadan attılar onu gece kararlarıyla. Kötü kötü uyanıyorken, gitti başka bir gezegende kendine yer yaptı Fikri, orada hayatı yeniden buldu. Ayakta kaldığı süreyi saymadılar, Fikri’nin bunca yaşını küçük bir çocuğa eşlediler. Sen daha büyümemişsin, sen daha olmamışsın, insanları sevmek senin işin değil, dediler ve Fikri’yi düşmanların arasına yerleştirdiler. Fikri orada başka bir hayat daha buldu, öldüğünde ölüm olmadı bu. Sevişmek gibi bir şey oldu ama kimse sevişmedi.

Devamı »

Henüz durum, bugünkü gibi açık ve seçik, bir bakıma da belirsiz değildi

Sezdiğimiz ortak bir kuyudan başımızı uzatıp ah bu ne boşluk
Bu ne inanmaktı zor söylenen kolay yalanlara yeminler yeminlere
Kanmadık mı birlikte hep berabere biten üçüncü sınıf düşmelere
Yarısında insan yarısında ali olduğun annelerden bi’ hayırsız çocuk
Hoş geldim sonsuz bir sayının bölündüğü kaba küfürler küfürlere
Bu ne ölmekti yara açsan anlamaz bir daha bekleyen misafirler misafirlere

Yürüyerek geldiğimiz bir dünyadan bir yaz evinden doğ bugün bugünlere
Koşmakla aldattığın izin verme bir kez daha kendini böyle böylelerine

Denizi anlayan balığın hücumunda bir oltaydın kendini nereye koysan
Ucuna bilgilerden bilmediğin düzenler ak yanın düştüğünde görünen
Tutulma tutulduğun zaman iki büyük misket çarpıp kırılıyor sol yanın
Evin kendi balkonundan yağmurla değiş tokuş yağ yere yerlere
Kendi zoruyla gelmiş elinden büyük affına sığınmış bir ılık bulut
Uyuduğunda katlanıyor çatal bükülüyor tuhaf şeyler şeylere
Karışıyor zamansız adamlar çözülemeyen yersiz anneler annelere

Yolun karşısında zaman biraz daha hızlı yaz kendini tarih tarihlere
Kitaplar kapatıldı yandı anlam kuru yaz küfret kelime kelimelere

İki tanrıdan birini beklettiğimiz bu peygamber sabrı boşuna inat
Etme seni bıraktığımızda yukarı yağacaksın ya o ya sen anlama
Çukur büyür dünya küçülür arasan da nereye bu saçmalık hayat
Alma kendini verdiklerinde hem ölme diye bir adım da aşağı düşecek
Yorulduktan sonra uyuduğun tüm uykuların sonunda bir damla
Annenin istemediği bir erkek oldun utancınla kapan kendine kendilerine
Bir daha olmamakla hoşça kal oğlum yaz mutlaka gittiğin yere yerlere

Belki de -dediğin gibi- biz artık bir yanımızla onlardan uzaktayız

Beslenme teneffüslerine, haftanın her gününe özel peçete getiren bir Murat vardı ilkokulda. Pazartesi günü pazartesi peçetesini, salı günü salı peçetesini sererdi sıranın üzerine. Saçlarını tam ortadan değil, yandan ayırırdı annesi. Düzgün bir insandı Murat, ben nefret ederdim. Bir insanın cuma günü ne yapacağını perşembeden biliyor olmanız çok sinir bozucu. Cuma peçetesini kafasına sarıp tebeşir tozuyla götünü boyamak isterdim hep. Gözümün önünden hiç gitmeyen bir ilkokul karesi aklımda: Murat sırasına oturmuş, yanında Makbule – ilkokul aşkım. Birlikte yiyorlar yemeklerini. Sigara böreği, süt. Yarım anne, ah Ali. Ben onları izliyorum ayakta. Odaklanabildiğim tek şey lanet olası peçetesi ve Makbule’nin esmer siniri. “Ne bakıyorsun be?” Sana bakıyorum Allahsızın kızı, sana bakıyorum. Beni düzene mi satıyorsun, yoksa Murat’a mı bilmiyorum, diyorum. İnsan, acısının yerini de bulabilmeli, sevdasını ve belasını bulduğu gibi.

Devamı »

Kusura bakmayın derim: hiçbir işi sonuna kadar götüremiyorum, başarısızlığı bile.

Ben bir şeye başladığımda onu bitiremem. Sona erdiririm ya da iptal ederim ya da bile bile sonuna getiririm, ama hiçbir zaman bitiremem. O daireyi tamamlayamam. Bir sonraki ya da bir önceki adımı düşünmekten, attığım adımı doğru dürüst atamam. Bu yüzden de bir yere gidemem, bir şey olamam. Adam olamamamın da, bir yere yerleşemememin de, bir işin ucundan tutamamamın da sebebi hep bu. Geçmişte bir yerlere geç kaldığımı düşündüğüm için, şimdi bütün meşgalem bir yere yetişmek. Bu uğraş öylesine yoğunlaşıyor ki sonra, nereye geç kaldığımı unutup nereye koştuğumu da fark edemiyorum. Ortada yorgun bir koşuşturmaca, karmaşa kalıyor. Her yürüyüşten sonra yorulmanın sorunu bu. Bazıları için spor, bazıları için mutluluk; ben hep yetişmek için yapıyorum ne yapıyorsam. Bezginliğim de bundan hep.

Devamı »

Dağılın! Kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz.

Yolda bir balon buldum, her şeyi bildiğimi iddia eden bir gerizekâlıydım. Geride bırakılan bir kocaman şehir, hakkımdaki asılsız iddialardan ben hâkim bey beraat etmek isterim. Beyler ve bayanlar böyle bir günde ben on kişiye âşık oldum, yedisi kız ikisi erkek biri köpek. Cenazeden önce biraz daha üzülün diye fazladan üç yıl daha yaşamak istedim, uzun boyumdan aşağı atladım. Aşağıda dünyanın en güzel yalanları, söylene söylene kendimden nefret ettim. Zorunluluk değil hayat memleket, herkes öğreniyor zamanla kendi payını. Kimse kırılmasın gücenmesin, ben zaten elma beni sevmiyor diye sevdim elmayı. Herkesten ayrıldım aynı anda, ben yine yalnız beni yine yalnız karşıla. Uyudum uyandım, gözlerimin yaşı Ankara.

 

Onlar seninle alay mı ediyor, sen de kendinle alay ediyor…muş gibi yaparsın

…bir aşk hikâyesi anlatacağım. Başımdan geçti, sizin başınızdan da geçsin, akarsu olun, duman olun. Benim adım taksici, boş zamanlarımda Burhan’lık yapıyorum. Evimde beni bekleyen bir karım, iki de çocuğum var; hepsini kendime yakın hissediyorum Allah sizi inandırsın. Karımın adı yok, kendisi evin içinde hareket eden bir yumak gibi. Bazen korkuyorum geceleri uyanınca, nefes alıp veren bir dağ sanki. Öksürdüğüm zaman hemen pijamasını ve donunu indirir, ben de sikerim onu. Karımla hiç sevişmedik. Sabahları hep aynı saatte kalkar, hiçbir şey söylemeden aynı şeyleri yapar, hiçbir şey yapmadan aynı şeyleri söyler. Onu sevmiyorum, onu tamamlıyorum. Bu benim görevim. Benim karım eksik, bunu adının olmamasına bağlıyorum. Çocuklarımı ondan yapmadım, hepsinin var olmalarının zamanı gelmişti, bir cumartesi güneşi sırasında çekirdek kabuklarından oldular. Biri 6, diğeri 3 yaşında; isimlerini inanın hatırlamıyorum. Çocukluk yapıyorlar, oradan biliyorum. Benim böyle bir hayatım varken, tuttum olmadık bir kadına âşık oldum. Kadın olsaydı, belki de âşık olmazdım. Anlatayım.

Devamı »

Çok becerikli olmalıyım: Birbirimizin kusurunu görürüz o zaman

Bir damla daha uzaklaştın deniz olmaktan, bir boy daha insan olmaktan. Sen öyle kötü bir şey oldun ki, hiçbir doğum gününe çağrılmadın. Doğum günlerini sevmiyor olman incinmeni engellemedi. Sen bir fikir olarak kayboldun çünkü. Somut bir gerçeklik olarak kimse seninle savaşmaya yanaşmadı. Sen gelişmeden kalan bir fikir hâlindeyken eridin. İnsan olarak bir yere yerleşemeden, yere düşmeden buharlaştın. Etrafına toplanan insanlar ismini sordular birbirlerine, daha önce bu kadar çirkin bir şey görmediklerini söylediler, birbirlerinin ellerinden tutarak güç aldılar, hep birlikte hiç ölmeyen insanların doğum günlerine gittiler.

Olmuyor; düşünce suçları, kaçamaklar artıyor

Kuru fasulye yiyerek süper kahramanlık yapan şişman bir adama gülen insanlardık biz, onun da bizlerden bir farkı yok. Sokağın başından eski püskü bir taksinin mıcır yolda gidişi gibi yalpalaya yalpalaya bir inişi, onu kızdıran cemi cümle esnafe sunturlu ve dahi kimsenin aklına gelmeyen en harbici en kıymetli en lan-dalyarraklar-sike-sürecek-akıl-yok-sizde malümatfuruşluklar en bir abla tavrı, hakiki Beşiktaşlılığı ki hazretlerin hiçbir maçını seyredemeyecek kadar kanı deliliği, hepsi birlikte bizim mahallenin biricik kadın adamı Ulveto Abla.

Devamı »